30 Ağustos 2010 Pazartesi

Türkiye'de güreşin haritası



türkiye’de yağlı güreş genel olarak 3 topluluk tarafından yapılır&sevilir:

- balkan göçmenleri (özellikle pomaklar)
- kafkas göçmenleri (özellikle abhazlar ve çerkesler)
- yörükler

tabii günümüzde artık kesin ayrımlar yok, özellikle ekonomik kaygılarla minderden yağlıya geçiş yapanlar nedeniyle her toplumdan pehlivan çıkmakta ancak yukarıda saydığım topluluklarda oturmuş bir yağlı güreş kültürü ve sevgisi vardır.

neden yörükler?
öncelikle şunu söyleyeyim, yağlı güreş sadece edirne’de yapılmadığı gibi doğuş yeri de trakya değildi. bu spor, 13. yüzyılın başlarında güneybatı anadolu’da doğmuştu. o dönemde karakucak güreşi yapan türklerin, gündelik hayatta sivrisineklerden korunmak için vücutlarına zeytinyağı süren yerli halktan esinlenerek yarattığı bir spordur yağlı güreş. hatta, sivrisineklerden korunmak için kendileri de yağlanan türk askerlerinin kazara bulduğu bir spor olabilme ihtimali de çok yüksek.
dikkat edilirse, antalya’daki, elmalı yağlı güreşleri, kırkpınar’dan daha eskidir (elmalı 658, kırkpınar 648). eh antalya’da yörükler fazladır. zaten şu anda türk yağlı güreşinin lokomotifi antalya’dır.

neden balkan göçmenleri?
bu konuda kesin bilgiden çok kendi fikrimi söyleyeceğim. yağlı güreşin balkanlara akıncılar tarafından götürüldüğü bir gerçek. buradaki halkın bu sporu tutmasının, eski yunan ve bizans’ta vücudun kum ve yağla ovularak yapılan güreşe alışık olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum. osmanlı döneminde trakya ve rumeli yağlı güreşin 1 numaralı yeriydi. özellikle pomaklar en iyi pehlivanları çıkarırdı (misal kel aliço). balkan savaşları sonrası rumeli halkları türkiye’ye göç ettiklerinde yağlı güreşi de beraberlerinde getirdiler.

neden kafkas göçmenleri?
ben de abhaz ve gürcü kökenli biri olarak bu soruya yanıt vermekte zorlanıyorum. kişisel fikrim, çok koyu ataerkil bir toplum olan kafkas halklarının, son derece maço olan ve erkekliği yücelten yağlı güreşi kendilerine yakın bulması. aynı şekilde yağlı güreşteki dini motiflerin de türkiye’ye göç eden müslüman çerkesleri etkilediği düşünülebilir. balkan göçmenlerinin yağlı güreşle tanışması balkan göçmenleri sayesinde olmuştur biraz. zaten artvin dolaylarında kalan gürcüler mesela karakucak yapmaya devam etmişti. ayrıca sanırım güreş sevgisi biz kafkas halklarında babadan oğula genetik olarak geçiyor.

türkiye’de yağlı güreşin yayılımı
dilerseniz türkiye’de hangi bölgelerde yağlı güreş yapıldığını, nedenleriyle mercek altına alalım (tabii yapılan çok il var ama pehlivan sayısının fazla olduğu ve turnuvalarda başarı elde eden illeri veriyorum):

trakya illeri (kırklareli, tekirdağ, edirne): balkan göçmenlerinin yaşadığı yerler. yağlı güreşin en popüler olduğu il kırklareli, en az yapıldığı yer-kırkpınar’a rağmen- edirne’dir.

kocaeli-sakarya: bir dönem yağlı güreşin başkenti olan karamürsel’de balkan göçmenlerinin ağırlıklı olması tesadüf müdür? sakarya’da yağlı güreş akyazı, hendek ve söğütlü’de ağırlıklıdır ki oralar da balkan-kafkas halkları yaşar.

çanakkale-balıkesir-kısmen bursa: burada manavların da güreşe ilgisi var. bu bölgenin zeytinyağı açısından zengin olması ilgiyi doğal olarak artırıyor.

antalya-muğla-burdur-manisa: yörüklerin yaşadığı yerler.

batı ve orta karadeniz: burası ilginç. mesela batı karadeniz’de zonguldak’ta yağlı güreş yaygındır. sonra araya kastamonu ve sinop girer buralarda ilgi yoktur. sonra samsun, tokat ve ordu’da yağlı güreş çok yapılır. hem zonguldak hem samsun-tokat hattının ortak özelliği? kafkas göçmenlerinin ağırlıkta olması. giresun’dan sonrası güreşle son derece alakasız yerlerdir. artvin ise karakucak’ın başkenti olur.

batı ankara: beypazarı ve nallıhan civarı. melih gökçek’in çabalarıyla ankara’nın merkezinde de popüler olmaya başladı.

türkiye’de ordu-hatay hattının doğusunda yağlı güreş yapılmaz. tek istisna, yılda 1 kez düzenlenen erzurum kaleiçi yağlı güreşleri’dir. orada da alt boylar karakucak, başpehlivanlar yağlı güreş yapar.

balkanlar’da yağlı güreş
ata sporumuz balkanlar’da halen yapılmaktadır...
- yunanistan ve bulgaristan’da türklerin bulunduğu yerlerde yapılmakta. ancak burada yunan ve bulgar pehlivanlar da güreşmekte. bununla birlikte türk pehlivanlarla baş edebilecek durumda değiller.
- makedonya: balkanlar’da yağlı güreşin en popüler olduğu ülke. çoğunlukla ülkenin kuzey kısımlarında arnavutlar tarafından yapılır. makedon halkı yağlı güreşi bilir ancak ‘arnavut sporu’ diyerek sevmez.
- kosova: arnavutlar tarafından genelde prizren taraflarında yapılmakta.

Yine, yeni, yeniden merhaba



2007’de başladığım bu blog’da son yazımı 1 yıl önce yazmışım... Ara verdim, başladım, ara verdim, tekrar başladım. Ama sanıyorum bu kez biraz daha ciddi başlıyorum. Şöyle bir etrafınıza baktığınızda siz de anlayacaksınız.

Türkiye’de yağlı güreş dijital medyada haber, bilgi ve yorum açısından oldukça gerilerde. İnternette şöyle bir arattığınızda belki binlerce fotoğraf bulabilirsiniz ancak bilgi ve yazılı esere geldiğinizde rastladığınız yegane şeyler, eksik yazılmış ajans haberleri.

Ben elimden geldiğince bu boşluğu doldurmaya çalışacağım. Son iki yıldır Ekşi Sözlük’teki hesabımdan yağlı güreşle ilgili birçok şey yazdım, araştırmalarımı yazıya döktüm. Onları yavaş yavaş buraya taşıyacağım.

Niye profesyonel bir site değil de blog’dan başladığıma gelince... Yaptığım işe tamamen hakim olmak istiyorum, kimseye muhtaç olmak istemiyorum... Şimdilik böyle gitsin bakalım, ileride neler olur bilemeyiz elbette...

Saygılarımla

Efkan Bucak

5 Haziran 2009 Cuma

Yağlı güreşe kimse gelmiyor mu?


Ağamız son demecinde sanki biraz çelişkiye düşmüş:

''ahbap çavuş ilişkileriyle, ceple ve mideyle güreş yönetilmez, yönetilmemeli. şunu da çok açık bir şekilde ifade etmek istiyorum. 2001 yılından itibaren güreşte rant dönemi başladı. disiplinin işlemediği yerde spor olmaz. yağlı güreş rant kapısı değil, hizmet kapısı. deve güreşlerine 40 bin seyirci gidiyor, bizim güreşlerimize kimse gelmiyor. neden acaba?''

yağlı güreşlerin tamamen dolu tribünlere yapıldığını seyfettin selim de biliyor ancak nedense her yeni gelen ağada böyle bir refleks var. "benden önce yağlı güreş bitikti, mahvolmuştu ama ben çıkış yapacağım" mesajı vermeye çalışıyorlar. oysa yok öyle bir şey. deve güreşi, boğa güreşi falan yağlı güreşe cidden rakip falan olamaz.

bunun dışında ahbap-çavuş ilişkileri için söyledikleri gayet doğru ama.

Kırkpınar Sempozyumu...


beşincisi 15-16 mayıs 2009 tarihlerinde merkez kütüphane konferans salonu’nda gerçekleştirilen kırkpanar sempozyumu'na ben de gideyim dedim ve kırklareli'nden atlayıp gittim.
adından da anlaşılacağı üzere değerli akademisyenlerimizin iyi niyetli bir çalışması. yeterli bir katılım olmadığı için ortaya çıkan sonuç da sıfıra yakın.

bir alıntı yapayım;

trakya üniversitesi rektörü prof. dr. enver duran da yunanistan'ın yağlı güreşlere sahip çıkmaya çalıştığını öne sürerek, ''bundan 5 yıl önce yunanistan'da güreş izlemeye gittiğimizde yunanlılar'ın kırkpınar'a sahip çıkmaya çalıştıklarını sezdik. o günden bu yana öz kültürümüze sahip çıkmak için yoğun gayretlerimizi sergiliyoruz. kültür bizim ama bunu masada kaybetmemek için uğraş veriyoruz'' diye konuştu.

sezdik de ne demek sayın duran? tamam ben de yunanlıların bazı hamlelerini yanlış buluyorum ancak adamların en azından yağlı güreş konusunda öyle bir atılımları yok, alt yapıları ve kapasiteleri de yok. dünyanın hiç bir ülkesi de yağlı güreş üzerinde hak iddia edemez çünkü türkiye bu işte 1 numara. yunanistan'da yağlı güreş zaten kuzeyde türklerin yoğunlukta olduğu bölgede türklerce yapılıyor. burada sayın rektör biraz tribünlere oynamış gibi.

bunun gibi birçok konuşma yapılmış. bir şeyler yapılmaya çalışılıyor gibi ancak ne bileyim, bir yararı yok gibi.

Yazan: Selin Biryol

Tarihi Kırkpınar Sumo Güreşleri!


kendimi bildim bileli "kırkpınar yağlı güreşleri'ni tüm dünyaya tanıtacağız" sözlerini tekrarlayan türk güreşinin değerli patronlarının son bombası.

mesela her sene avrupa ve dünyanın önde gelen televizyon kanallarıyla da konuşulur ve avrupa'da yayınlatılır hesapta ama türkiye'de bile yayın hakları zor satılır.

bu sene de türkiye (minder) güreş(i) federasyonu, sumocuları kırkpınar'a davet ederek, yağlı güreşçilerle sumocuları güreştirmeyi ve ata sporumuzu dünyaya daha iyi tanıtmayı planlamaktaymış.

güreş federasyonu yağlı güreş yürütme kurulu başkanı sayın mehmet ayhan, bugün şöyle buyurdu: "sumo güreşçileri, organizasyon çerçevesinde bizim pehlivanlarımızla gösteri güreşi yapacak. sumocuların başpehlivanlık güreşlerinde yer alması mümkün değil. bu gösteri maçının çok ilgi göreceğini düşünüyoruz. bundan 6-7 yıl önce de ahmet taşçı, japonya’ya davet edilmiş ve gösteri amaçlı sumo güreşi yapmıştı."

şimdi öncelikle ahmet taşçı japonya'da gösteri yapmamıştı, dünya sumo güreşi şampiyonası'na katılmış ve çatır çatır güreşerek üçüncü olmuştu, bu bir cebe koyalım.

bu nasıl bir mantıktır, bu nasıl bir acizliktir anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. koskoca yağlı güreş kendini dünyaya tanıtmak için 3-5 sumocuya muhtaçsa gerçekten kırkpınar'a harcanan paraya, verilen emeğe yazık.

tanıtım böyle günü birlik, ucuz organizasyonlarla olmaz. zaman ve para harcamak, büyük organizasyonlar yapmak gerek. mesela abi basacaksın parayı, ünlü bir hollywood filminde 1-2 dakika yağlı güreş olacak, tüm dünya izleyecek, merak edecek. bu işler böyle.

sen türkiye'ye sumocu getirsen bizden başka kim görecek allah'ını seversen? new york'ta, londra'da gösteri güreşleri yapıyorsun, taş çatlasa 1000 kişi ya izliyor ya izlemiyor. gerçi new york'ta türk haftasında yağlı güreşlerde şöyle güzel bir şey yapıldı. nbc new york'ta hava durumunu sunan kadın gün boyunca yağlı güreşlerin ordan canlı yayın yaptı, cümle alem izledi. eminim bu fikir ve çalışma oradaki türk derneğinden çıktı. buradakiler böyle bir şeye kalkışmaz.
yağlı güreş içe kapansın, muhafazakar dursun demiyoruz ama abi sumo güreşiyle olmaz bu. sen yağlı güreşi tanıtıcam diye sumoya prim tanıyorsun aynı zamanda.

yanlıştan dönülmeli.

Yazan: Efkan